EYYÜP GÜVEN

ERMENİ XORÊ 

Anlatmak birkaç kalem darbesini 

Birkaç fırça çizmesini hoyratça
                            kullanmak değildir.  

Resmen bir talandı. 

Yangından mal kaçırmıyordu canlarını kaçırıyordu.
                                                  Xorê  dayımın ataları…
İnsan pazarı olmuştu , tarihin inlettiği
                                              bir zamanda.
Bir bir sıralar halinde dizilmişlerdi
Tespihe dizercesine Kürt mirleri,
           Kürt beylerinin fermanı karşısında.
Yaşı küçük, başı alacakaranlığa bürünmüştü
                                           it ve piç meydanında.
Sobibor’da üst üste atılmıştı, tahtadan
                             bavullar ve sıska vücutlar.
Yine Derik’teki gibi azgın ve azman değildi.
Torununa Helo ve Helena adını koymuştu
                                           Komşumuz ena emînê,
         Kim bilir belki de bir ömür boyu demediği
                            Kardeşlerinin isimleriydi bu isimler.
Xorê dayı sık sık gelirdi,
Babamın iyi bir dostu, iyi bir sırdaşıydı.
Derin derin soluklar,
Anlatırdı Derik’in sararmış ve kararmış
Kara sayfalarından bir  tanesini çevirerek.
Artık babasının adının kevork olduğunu yani kêvê aruç                                               diyebiliyordu ,çekinmeden…
Saatlerce anlatır, bitmezdi GOV daki azmanlıklar.
Ve KORTA bağları  aymazlıkları.
Çocuktum küçüktüm ama
Kalbim pır, pır atıyordu
Xorê dayımın  anlattıklarına.
Ne güzel renkler iç içeymiş memleketim DERİK’te..  

                                                               Eyüp GÜVEN